Covid-19, 1 yıldır hayatımızı, alışkanlıklarımızı alt-üst etti. Sağlığımızı korumak için eve kapandık, sosyal hayatımızı minimuma indirdik. Tabii ki bundan en çok etkilenen iş kolları arasında, cafe ve restaurantlar, bar ve gece klüpleri, kahvehaneler bulunuyor. Hemen hepsi 1 senedir kepenk kapatmış, eleman çıkartmış, borçlanmış durumda. Hepsi için çok üzülüyor, en kısa sürede zararlarının telafi edilmesini arzu ediyoruz.

Bu konuya farklı bir pencereden baktığımızda ise aslında küçük işletmelerimizin fazlaca ” tüketim ” ” sosyalleşme ” odaklı olduğunu fark ediyoruz. Bir diğer deyişle, son yıllarda, hem işletme sahipleri olarak, hem de işletme müşterileri olarak ” zamanı boşa harcama ” ve “yüzeysel tüketim” alanlarına odaklanmışız.

Evet, Covid-19 hayatımızı, alışkanlıklarımızı alt-üst etti, ama bu olumsuz şartlardan kurtulmak için, farklı bir açıdan bakmak, yeni ve farklı şekilde hareket etmemiz gerektiğini kabul etmek zorundayız. Yeni bir başlangıç, yeni bir yöntem bulmak zorundayız. Artık ” tüketim toplumu ” olmaktan çıkıp, ” üretim toplumu ” olmaya başlamamız gerekiyor.

Örneğin, cafe ve restaurantlar, yurdumuzun çeşitli yörelerinde üretilen, el-yapımı, ev yapımı ürünlerin satışı için raflarında yer açabilirler, hazır ve katkılı gıdalar yerine, doğal ve taze ürünler buralarda satılabilir. Ya da, “kahvehaneler”, müdavimleri ile birlikte küçük ” üretimhaneler” haline gelebilir. Yurtdışından ithal ettiğimiz hammadde, yedek parça, ara mamül gibi ihtiyaç malzemelerinin ülkemizde üretilmesi sağlanabilir.

Bu süreçte tekrar başarıya ulaşmak için Andımız en önemli motivasyon kaynağıdır ;

Türküm, doğruyum, çalışkanım

Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir,

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir,

Ey Büyük Atatürk ! Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta, hiç durmadan yürüyeceğime AND içerim.

Ne mutlu Türküm diyene !